Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir. /M.KEMAL ATATÜRK

koseyazlr - AdemceylaN SUNAR.... - Blogcu



Son Yazılarım

<

Kategorilerim

Arkadaşlarım







TV'de Bugün

Bağlantılarım

www.kod-dunyasi.tr.gg

DUYURU PANOSU

-----AdemceylaN-----

AŞAĞIDA BULUNAN ANKETİME KATILIRSANIZ SEVİNİRİM,İYİ EĞLENCELER

-----AdemceylaN-----

ADEMCEYLAN

Türkiye Plakalari


01 ADANA
02 ADIYAMAN
03 AFYON
04 AĞRI
05 AMASYA
06 ANKARA
07 ANTALYA
08 ARTVİN
09 AYDIN
10 BALIKESİR

11 BİLECİK
12 BİNGÖL
13 BİTLİS
14 BOLU
15 BURDUR
16 BURSA
17 ÇANAKKALE
18 ÇANKIRI
19 ÇORUM
20 DENİZLİ

21 DİYARBAKIR
22 EDİRNE
23 ELAZIĞ
24 ERZİNCAN
25 ERZURUM
26 ESKİŞEHİR
27 GAZİANTEP
28 GİRESUN
29 GÜMÜŞHANE
30 HAKKARİ

31 HATAY
32 ISPARTA
33 İÇEL
34 İSTANBUL
35 İZMİR
36 KARS
37 KASTAMONU
38 KAYSERİ
39 KIRKLARELİ
40 KIRŞEHİR

41 KOCAELİ
42 KONYA
43 KÜTAHYA
44 MALATYA
45 MANİSA
46 KAHRAMANMARAŞ
47 MARDİN
48 MUĞLA
49 MUŞ
50 NEVŞEHİR

51 NİĞDE
52 ORDU
53 RİZE
54 SAKARYA
55 SAMSUN
56 SİİRT
57 SİNOP
58 SİVAS
59 TEKİRDAĞ
60 TOKAT

61 TRABZON
62 TUNCELİ
63 ŞANLIURFA
64 UŞAK
65 VAN
66 YOZGAT
67 ZONGULDAK
68 AKSARAY
69 BAYBURT
70 KARAMAN

71 KIRIKKALE
72 BATMAN
73 ŞIRNAK
74 BARTIN
75 ARDAHAN
76 IĞDIR
77 YALOVA
78 KARABÜK
79 KİLİS
80 OSMANİYE
81 DÜZCE

Insanin En Hayirlisi Insana Hayri Dokunanidir

Sitene Ekle


tracker
Bilgileriniz sistemimize kaydedilmektedir.

ak partinin böyle yapacağını basından beri biliyordum.ama halk göremedi.akp yi kendilerinin bile beklemediği bir oy oranına tasıdı.bu oy onları şımarttı.ben ne dersem yaparıma geldi.basına buyruk hareket etmeye basladılar.baktılar ki mhp de onlardan ..tamamdır bu iş.yasa mı çıkartacaklar sorma yok zaten mhp de yanlarında  hemen çıkart.sonra durup dururken bide türban çıktı.baktıkki hemen mhp hazırda bekliyor.tamam sormaya gerek yok çıkart.böyle gide gide en sonda bu günlere geldik.biz ne bilelim mhp nin akp ye mey. ip atıp sonra 360 derece döneceğini.akp nin yaptıklarını saymakla bitmez onu sonra yazarım ama mhp beni hayal kırıklığına uğrattı.önce DTP lilerin elini sıkması sonra dtp lileri meclisten çıkartacak çözüm bul. beklerken onun baskaseylerle uğrasması chp bile bunlardan daha milliyetçi olduğuna sevketti beni siz nasıl düsünürsünüz onu size bırakıyorum....(yorumlarınuızı bekliyorum)/ADEMCEYLAN

.

Cumhuriyet'in savcısına teşekkürlerimle..

Türkiye Cumhuriyeti'nin Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'ya yürekten teşekkür ediyorum.
Hayır.. AKP'nin kapatılmasını istediği için değil.
Sayın Savcı Anayasa Mahkemesine bir başvuruda bulunmuştur ve gereği yapılacaktır. Anayasa Mahkemesinin üzerine heyula gibi çöken ve niyeti açıkça bu mahkemenin kararını etkilemek olan o korkunç baskı ve terör yazılarını asla tasvip etmeyen bir "Hukuk" adamı olarak, tersine de olsa, bir şeyler söylemeyi uygun bulmuyorum.
Savcı uygun görmüş bir dava açılmasını istemiştir. Savcının istemi her şey değildir. Kararı bağımsız mahkemeler verir. Asıl olan bu karardır.
Bugüne dek, savcılar hakkımda sayısız dava açtılar.. Bu davalar içinde şahsıma ağır ithamlar da vardı. Savcılara sövmek, oturup aleyhlerine yazılar döşenmek aklımdan bile geçmedi..
Adları üstünde.. Cumhuriyet Savcıları onlar. Görevleri Cumhuriyeti savunmak ve gerekli gördüklerinde, avukatlığını yaptıkları kamu adına dava açmak..
Bu davaların çoğunda beraat ettim. Kararı alkışladım. Arada mahkumiyetlerim de oldu. "Şeriatın kestiği parmak acımaz" dedim. Cezamı çektim. İfade özgürlüğü denen anayasal hakkımı kullanırken daha dikkatli olmaya gayret ettim. Çünkü niyetim hiçbir zaman birisine hakaret etmek olmadı. Eleştirme hak ve görevimi yerine getirdim, o kadar..
Şimdi Cumhuriyetin başsavcısı, yani bu ülkenin en eski ve en yüce mahkemesi Yargıtay üyeleri arasından, bu yüce Yargıtay Üyelerinin oylarıyla seçtiği adaylar arasından, Yüce Meclis tarafından seçilmiş Cumhurbaşkanı tarafından özenle belirlenen Türkiye Cumhuriyeti Başsavcısı, AKP'nin Anayasanın ve Cumhuriyetin ve demokrasinin temel ilkesi Laikliği ihlal ettiği düşüncesiyle dava açmışsa, yapılacak şey, saygı ve sabırla, Anayasa Mahkemesinin kararını beklemek olmalıdır.
Tabii.. Bu arada, siz temelde parti kapatılmasına karşı olabilirsiniz. Bu vesile ile görüşlerinizi özgürce açıklar ve bu yüzyılda artık parti kapatmanın ve görüş yasaklamanın doğru olmadığını ileri sürebilirsiniz.. Yasaların değiştirilmesi için, eylemler ve söylemlerle kampanyalar açabilirsiniz.
İnsanlık günümüzde ölüm cezasına çoğunlukla karşı çıktı.. Fikirler öyle yoğunlaştı ki, ülkeler birer ikişer bu cezayı yasalarından çıkarmaya başladılar. Ölüm cezasının olmadığı ülkeler hızla arttı. Ama yürürlükte tutanlar hala var.. İslam ülkelerinin hemen hepsi.. Dünyanın en kalabalık devleti Çin.. İnsan Haklarını en üst düzeyde tutan, demokrasinin kalesi bilinen Amerika Birleşik Devletleri adam asmaya devam ediyorlar.
Ölüm cezasına karşı olmak bir fikirdir. Ama bir ülke yasasında ölüm cezası var ve uygulanıyorken, "Efendim bu adam bu ülkede yaşayan 10 milyonluk etnik gurubu temsil ediyor, nasıl idamını istersin" gerekçesiyle, 30 bin kişinin ölümünden sorumlu tutulan birine dava açıp "İdam" isteyen Savcı'ya saldırdınız mı, amacınızın çok başka olduğu ortaya çıkar.
Türkiye Cumhuriyeti Başsavcısı'nın açtığı dava bu ülkede kendini demokrat ve liberal ilan eden, aslında şu veya bu şekilde iktidarın eteklerine yapışmayı yeğleyen, ya da zorunlu kalanların ipliklerini ortaya çıkarmıştır.
Demokrasilerde, Yasama, Yürütme ve Yargı erklerinin birbirinden bağımsız, ama birbirlerini denetler durumda olmaları esasken ve bu esası dikta rejimleri dışında kimse tartışma gereği bile görmezken.. Bu ülkede bugüne dek sayısız parti kapatılmışken.. Günümüzde Meclis'te gurubu olan bir parti, bizzat iktidarın nerdeyse şantaj boyutlarında, kapatılma, yasa dışı ilan edilme tehditleri içinde köşeye sıkıştırılırken..
"Yüzde 47 oy almış olma"yı, hukukun üzerinde görmek ve hukuku oy önünde yok saymak ne demektir?. Bunu ileri sürenler kendilerine nasıl "Demokrat" derler?..
Cumhuriyet Başsavcısı'nın açtığı dava bu ülkede son yıllarda sayıları hızla artan sahte, üç kağıtçı, çifte standartlı, dönek, yalaka, yağcı sözde demokrat entellerin ve Atatürk'e kin, öfke, nefret ve düşmanlıklarını kusmak için fırsat kollayan imparatorluk ve hilafet özlemcilerinin bir kez daha ve şaşmaz şekilde teşhirine sebep olmuştur.
Teşekkürüm bundandır!.. /HINCAL ULUÇ-SABAH
.

Fenerbahçe İmparatorluğu kuruluyor!..

"Bir gün herkes Fenerbahçeli olacak" lafı şakadan, gerçeğe dönüşüyor.. Bir gün herkes mecburen Fenerli olacak, çünkü etrafta başka takım kalmayacak, tutacak.
Fenerbahçe Cumhuriyeti, pek de sessiz sedasız olmayan gelişmelerle, tüm Türk futbolunu kontrol eden bir imparatorluğa dönüşüyor..
Dönüşümü yürüten kişi, imparator olmaya hazırlanan Aziz Yıldırım..
Yıldırım, tek oy farkla güç bela geldiği F.Bahçe başkanlığında yerini sağlamlayarak işe başladı. Kısa zamanda öyle rakipsiz kaldı ki, "Bu F.Bahçe'yi yönetecek benden başka adam yok. Dönüp dolaşıp gene bana gelecekler" diye biraz naz için köşesine çekilen Ali Şen bile, ısıramadığı eli öpmek zorunda kaldı. Şimdi Aziz'in üstünde olduğu havaları veren şovlarla kendi kendini tatmin ediyor.
Yıldırım, AKP döneminde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve de Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın fevkalade fanatik Fenerli olmalarından yararlanıp ülke çapında güç gösterisi yaparak ikinci aşamaya geçti. Aziz Yıldırım'ın bu ülkenin hem sivil hem de asker 1 numaraları ile nerdeyse enseye tokat yakın olduğunu her hafta bir şekilde gören bürokrasi ve iş dünyası için bunun ne anlama geldiğini açıklamaya gerek yok..

Türk sporunu ele geçirmek
Aziz Yıldırım'ın önlenemez yükselişi bu görüntülerle başladı ve esas aşamaya gelindi.. Türk sporunu ele geçirmek..
İşe en popüler federasyonlardan başlandı. Basketbol ele geçirildi. Baştaki güya Galatasaraylı.. Bakmayın.. Galatasaray'ın beceriksiz, yeteneksiz, dar görüşlü yöneticileri sayesinde bugün basketbolü Fenerliden beter Fener emrinden çıkmaz, Aziz'in bir dediğini iki etmez bir başkan yönetiyor.
İkinci aşama futboldu ve burada işler çok zordu. Çünkü ortada yok edilmesi gereken bir Haluk Ulusoy vardı ki, bizzat Başbakan Erdoğan uğraştığı halde başaramamış, yenilmişti. Aziz Yıldırım, Galatasaraylı Haluk Ulusoy'u yıkmak ve futbolu ele geçirmek için, inanması güç Galatasaray'ı ve onun başkanını kullandı. Tarihinin gelmiş geçmiş en başarısız Galatasaray Başkanı Özhan Canaydın, Aziz'in tuzaklarından kurtulmayı beceremeyince, Ali Şen gibi oldu. Gitti elini öptü. Önüne atılan Seyrantepe kemiği uğruna, Haluk Ulusoy'u yıkıp yerine Erdoğan/ Yıldırım ekibinin adamı Hasan Doğan'ı getirmek için yollara düştü. O Ulusoy ki, Denizli-Fener maçının zorla uzatılan son 16 dakikasında, kümede kalması kesinleşen Denizli'nin şike bir gol yemesini önleyen ve maçın namuslu devamını sağlayıp, Galatasaray'ın şampiyonluğuna yol açan adamdı. Aslında bu ihanet Canaydın'ın Onur Kurulu'na verilip ihraç edilmesine yol açardı, eğer ortada Galatasaray diye bir kulüp, bir kongre olsaydı..
Görünüşte Beşiktaşlı, ama aslında Fenerli Başbakanın has adamı, son zamanlarda sık sık dolaşan, her yerde fısıldanan iddialara göre de Aziz Yıldırım ve meşhur Makdum'un iş ortağı Hasan Doğan federasyon başkanlığına Erdoğan ve Yıldırım tarafından atandı.
Bugün kime sorsanız, diyecektir ki, "Hasan Doğan başkan ama federasyonu ve onun kurullarını oluşturanlar, bizzat Erdoğan/ Yıldırım ikilisidir." Yeni federasyonla birlikte etkin çalışmalar başladı ve ilk gelişmeler hemen ortaya çıktı.

Kutsal İttifak medyası
Bir Fener maçında ilk kez eyyam yapmayan, gördüğü her şeyi çalan hakem Cüneyt Çakır, Aziz Yıldırım'ın Büyük Kulüp toplantılarında yola getirdiği Kutsal İttifak medyası tarafından linç edilip tüm hakemlere gözdağı verildi. Böylece Vestel maçında Fenerbahçe'ye üç şaibeli, üç olmaması gereken gol kazandıran ve maçın 4-1 bitmesini sağlayan hakem triosu ortaya çıktı.
Tabii, bu iş sadece medyayla yapılmadı. Aziz Yıldırım'ın maaşlı menecerliğini yaparken, sahaya atılan bıçağı saklamasıyla ünlü Kemal Dinçer'in başına getirildiği "Gözlemciler"in en ilginci, hakemlik yaşamı boyunca adı etrafında en çok dedikodu yapılan Murat Ilgaz, Cüneyt Çakır'ın arkasında duracağına ipini çekti. Çakır'a 6.9 not verip ağır eleştirerek sezonu kapatmasını sağladı. Buna karşılık kırmızı karttan sonra saha içinde hakeme azgın boğalar gibi saldırı üstüne saldırı düzenlediği ekranlarda dakikalarca ve ibretle izlenen Lugano hakkında raporuna tek kelime yazmadı. Fener yöneticisi, Hasan Doğan'ın yakın arkadaşı Şekip Mosturoğlu tarafından şekillendirildiği her kapı arkasında söylenen Profesyonel Ceza Kurulu da Lugano'ya ceza verilmesine gerek olmadığını açıkladı, tüm görüntüler elindeyken üstelik. Çünkü kurul, medyanın üstüne gelmeyeceğini biliyordu. Nitekim kimse de gelmedi. Elinde bütün görüntüler olan Lig TV dahil..
Çakır'ı asıp, Lugano'yu bağışlayan Gözlemci Murat Ilgaz da Kemal Dinçer tarafından hemen ertesi hafta tüm teamüllere aykırı olarak, bu defa Beşiktaş maçında görevlendirilerek ödüllendirildi.
Aziz Yıldırım'ın gücünün, hakemi yok edip, Fenerli futbolcuyu böylesine bağışlamaya yettiği daha ilk haftada kanıtlanınca, bundan böyle Fener'in ve rakiplerinin kritik maçlarında düdük çalıp bayrak sallayacak hakemin yerine koyun kendinizi..

Yıldırım ne istiyor?
Galatasaray, Beşiktaş ve Sivas'tan birinin şampiyon olmak için sadece Fener'i değil, bu kurulu düzeni de yenmeleri gerek. Yani en az 8-9 puan fark atacak güçte olmalılar.. Var mı?.. Yok!.. Bu başa baş giden görüntü içinde şampiyonu bir yanlış düdük, bayrak, kart belirlemeye yeter.. O zaman bilin bakalım, bu yanlış, bu ortamda kimin lehine olur, bundan böyle.. Lig bitmiş, Fener şampiyon olmuştur. Kutlarım..
Tabii, şampiyonluk bir ayrıntı.. Bir güç gösterisi sadece.. Aziz Yıldırım imparatorluğunun gelişmesi şimdi başka yönde..
Futbol Federasyonu da ele geçirildikten sonra, sıra yeni hedefe geldi. Kulüpler.. Yani Futbol Birliği.. Aziz Yıldırım boykot ettiği, temsilci bile göndermez olduğu Futbol Birliği Vakfı'nın başına geçmek üzere kolları sıvadı. İşbirlikçisi gene Özhan Canaydın. Bugünkü başkan.. Belli, Seyrantepe pazarlığının içinde bu da var..
Aziz, vakfı niye istiyor.. Delege yollamaya tenezzül etmediği vakıftan ne bekliyor?..
Çok şeyler..
Başa geçince, vakfı Kulüpler Birliği'ne çevirecek.. Bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, ligleri ve kulüplerin en büyük gelir kaynağı naklen yayınları bu birlik yönetecek.
Kritik nokta burası.. Yayınlar şimdi Akşam gurubunun DigiTurk'unde.. Ama Hürriyet gurubunun D Smart'ı da fena halde işin peşinde.. Zamanında benzeri çekişme Federasyon Kongresi kapılarını Alaattin Çakıcı'nın adamlarının tutmasına kadar varmış, mafyanın müdahalesini önleyen, anında Korkut Eken'i kongre kulislerine yollayan Mehmet Ağar olmuştu.
Hasan Doğan yeni bir medya kavgasının hedefinde yıpranmak istemediği için bir, kendisini oraya getiren Erdoğan/ Yıldırım ikilisi öyle istediği için iki, yayın ihalesi yapma hakkını kolaylıkla Aziz Yıldırım'ın başında olduğu birliğe bırakacaktır.
Peki Yıldırım, Birliği ne yapacaktır?.
Anadolu kulüplerinin aldıkları payı arttırarak, onların ağzına bir parmak bal sürmek ve oylarını toplamak tabii.. Daha şimdiden en azılı Yıldırım muhalifi İlhan Cavcav'ı izleyebilirsiniz.
Yıldırım bunları Anadolu aşkından, ya da eşitlik, hak hukuk duyusundan mı yapacak?.
Hayır.. Zaten boğazlarına kadar borca batmış, can çekişen rakipleri GalatasarayBeşiktaş ve Trabzon'u iyice bitirmek için.. Yayın hakları dengeli(!) dağıtıldığında, dört büyükler büyük kayıplara uğrayacaklar. Fevkalade iyi yönetilen (Burada Aziz Yıldırım'ı ve ona yeni eklenen Ali Koç'u yürekten alkışlamak gerek. Gerek tesisleşme, gerekse kulübü her türlü enflasyona ve ekonomik krize dayanıklı gayrimenkul zengini yapmakta müthiş bir başarı sağladılar) Fenerbahçe için, bu kayıp önemli değil. Gişe hasılatı ve Fenerium satışlarıyla rakiplerine fark atan Fener, yayın gelirlerinde bir düşüşü fark etmez bile.. Oysa Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzon çökerler..
O zaman da geriye bir tek Fenerbahçe kalır!.. Şimdilik manzara bu!..
Bunları bir tek ben mi biliyorum?.
Hayır..
Tüm Kutsal İttifak medyası biliyor, cin gibi.. Ama yazmazlar. Aldıkları talimat böyle.. Bazılarının yazmaya yürekleri yetmez. Bazılarına da "Aman Aziz'i kızdırmayalım yoksa işimizden oluruz" diyen müdürleri yazdırmaz. Bazılarına da patronları zinhar izin vermez..
Ama Hıncal'a atış serbesttir. Bunları yazdım ya.. Şimdi seyreyleyin gümbürtüyü..
.......
Bazı okurlara.. Bu satırları okurken çıldıran ve bana sövmek için hemen bilgisayara koşmaya karar verenlere hatırlatma.. İçinde tek kelime dahi çirkin söz veya tehdit içeren yazı benim önüme asla gelmez. Aynen çöpe, ya da güvenlik birimlerine gider. Ruhum bile duymaz. Yani bana bu şekilde ulaşma, fikrinizi açıklama ve etkileme şansına sahip değilsiniz, bir kez daha hatırlatırım. Yasemin'in bana bunlardan söz etmesi dahi yasaklanmıştır. Yani.. Düşüncelerinizi ancak "Adam" gibi yazarsanız, okur ve üzerinde düşünürüm. Gerisi boştur.. Anlaştık mı?. /HINCAL ULUÇ-SABAH
.