Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir. /M.KEMAL ATATÜRK

siyaset - AdemceylaN SUNAR.... - Blogcu



Son Yazılarım

<

Kategorilerim

Arkadaşlarım







TV'de Bugün

Bağlantılarım

www.kod-dunyasi.tr.gg

DUYURU PANOSU

-----AdemceylaN-----

AŞAĞIDA BULUNAN ANKETİME KATILIRSANIZ SEVİNİRİM,İYİ EĞLENCELER

-----AdemceylaN-----

ADEMCEYLAN

Türkiye Plakalari


01 ADANA
02 ADIYAMAN
03 AFYON
04 AĞRI
05 AMASYA
06 ANKARA
07 ANTALYA
08 ARTVİN
09 AYDIN
10 BALIKESİR

11 BİLECİK
12 BİNGÖL
13 BİTLİS
14 BOLU
15 BURDUR
16 BURSA
17 ÇANAKKALE
18 ÇANKIRI
19 ÇORUM
20 DENİZLİ

21 DİYARBAKIR
22 EDİRNE
23 ELAZIĞ
24 ERZİNCAN
25 ERZURUM
26 ESKİŞEHİR
27 GAZİANTEP
28 GİRESUN
29 GÜMÜŞHANE
30 HAKKARİ

31 HATAY
32 ISPARTA
33 İÇEL
34 İSTANBUL
35 İZMİR
36 KARS
37 KASTAMONU
38 KAYSERİ
39 KIRKLARELİ
40 KIRŞEHİR

41 KOCAELİ
42 KONYA
43 KÜTAHYA
44 MALATYA
45 MANİSA
46 KAHRAMANMARAŞ
47 MARDİN
48 MUĞLA
49 MUŞ
50 NEVŞEHİR

51 NİĞDE
52 ORDU
53 RİZE
54 SAKARYA
55 SAMSUN
56 SİİRT
57 SİNOP
58 SİVAS
59 TEKİRDAĞ
60 TOKAT

61 TRABZON
62 TUNCELİ
63 ŞANLIURFA
64 UŞAK
65 VAN
66 YOZGAT
67 ZONGULDAK
68 AKSARAY
69 BAYBURT
70 KARAMAN

71 KIRIKKALE
72 BATMAN
73 ŞIRNAK
74 BARTIN
75 ARDAHAN
76 IĞDIR
77 YALOVA
78 KARABÜK
79 KİLİS
80 OSMANİYE
81 DÜZCE

Insanin En Hayirlisi Insana Hayri Dokunanidir

Sitene Ekle


tracker
Bilgileriniz sistemimize kaydedilmektedir.

Tsk ya karşı şu anda gerek görsel medyada gerek diğer yazılı medyada tam anlamıyla bir linç girişimi var.Bu linç girişimini yapanlar ise nereye çalıştıkları belli olan ve Atatürk ve tsk yı yıpratmadan onlara karşı soğuk savaş vermeden amaçlarına ulasamayacaklarını bilen kişilerdir.Halbuki Türkiye Cumhuriyetinin bir tek ordusu var oda TSK eğer biz bu kurumu yıpratırsak ve onu güçsüzleştirirsek basımıza hangi olayların gelebileceğini akıl erdiremeyenler o zaman TSK diye ortalarda kıvrayacaklardır.Bunlar belki mandacılık fikrini benimsemis ve hala akılları kurtuluş savasında kalmış olabilir.Ama Türk halkı ordusuna sahip çıkmak zorundadır.
GELELİM belgeye;eğer bu belge gerçek ise bunu yapanlar tsk dan tasviye edilmelidir.Ve bunu medyaya kimin sızdırdığı ortaya çıkarılmalıdır.Ve Tsk kendi içinde bir temizliğe gitmelidir.EĞER belge sahte ise o zaman da tsk ya karşı yürütülen yıpratma operasyonu gözler önüne serilecektir ve ergenekon denilen yapılanmanında fos çıktığı böylece ortaya çıkacaktır.
Her 2 durumda gayet kötü bir durumdur.Yabancı servislerin ülkemizi nasıl oyaladığının ve karmasaya soktuğunun göstergesidir.Bu oyunlara gelmeyelim ve biraz akıl yürütelim....

Tayyip erdoğan davosta gerçektende güzel konuşmuş ama yine o lafının arkasında duramamıstı.Konuşmasından hemen sonra tepkisinin moderatöre olduğunu söyleyerek ,yine onu tanıyanları şaşırtmamıştı.Bu olay ona yerel seçimlerde akp nin daha fazla oy kaybına uğramamasını sağladı.
Gelelim günümüze ,şimdi gündemde mayın temizleme konusu var ve tayyip erdoğan bu konuda tam anlamıyla davosla kıyaslarsak 360 derece dönmüştür.Ve söylediği kelimelere bakarsak da israilin mayınları temizledikten sonra mayınlı arazinin üstüne konmasını istemeyenleri,buna karşı çıkanları faşizanlıkla suçlamıştır.Ve daha da ileri giderek paranın dini ,imanı olmadığını söylemiştir.
Tüm bunları yaptıktan ve dedikten sonra kimse davosta yaptığınız şeye inanmaz ve onun bir şov olduğunu düşünür.buna rağmen aksini düşünen varsa bende diyorumki
BÖYLE BAŞA BÖYLE TARAK...
.


Terör örgütlerinin uyuşturucu madde kaçakçılığına yönelmeleri finansal kaynak elde etme noktasındadır. Elde edilen finansal kaynağın harcandığı alanlar ise aşağıda belirtildiği gibidir.
 
1. Terör Örgütlerinin Başlıca Giderleri
 
a. Barınma/Beslenme İhtiyaçları:
 
Terör grupları, lokal dar bir yerde faaliyet göstemezler. Değişik şehir ve ülkelerde ya halktan tamamen ayrı kaldıkları yerleşik olmayan dağlık arazi veya şehirlerin kozmopolit yerleşimi olan mahallelerinde karargah/hücre evi şeklinde faaliyetlerini sürdürürler. Bu şekilde yaşamak pahalıdır. Militan veya sempatizanların tamamıyla örgütsel faaliyetlerle uğraştığı düşünülürse; barınma/beslenme ihtiyaçlarını ferdi katkılarla sağlamak imkansızdır. Örgüt büyüyüp geliştikçe, göstemelik şirket/işyeri açsalar dahi, ticari faaliyetle-rin deşifre olma veya kar/zarar riski düşünüldüğünde; finans kaynağı olarak yeterli olamaz.
 
 
b. Lojistik Destek:

Terör örgütlerinin felsefelerinin temeli silahlı eylemlerdir. Bu eylem türünde;

1-Silah/ Mühimmat temini,
2-Telekomünikasyon,
3-Yayın faaliyetleri,

önemli üç giderdir. Silah ve mühimmatın yasal yollardan elde edilmesi mümkün olmadığından, bu iş için ayrı bir organizasyona gerek vardır. Bu da ayrı bir masraftır. Esasen pahalı olan, vurucu gücü yüksek silahlar ve mühimmatın temini bu şekilde daha pahalı hale gelir.Özellikle PKK gibi terör örgütlerinde örgüt içi haberleşme için sadece telefon yeterli değildir. Mobil haberleşme araçları gerekir. Bu cihazları temin etmek için de para önemli bir ihtiyaçtır.
 
 
c. Diğer Giderler:
 
Terör örgütlerinin propagandaya yönelik giderleri ile militanlarının giyecek, tedavi, ulaşım masrafları vardır. Terör örgütünün varlığını koruyabilmek ve amaçları doğrultusunda faaliyetlerini devam ettirebilmek için yukarıda kısaca özetlenen gider kalemlerinin parasal karşılığını bulması gereklidir. Bu ihtiyaçlarını karşılamak için de çeşitli gelir kaynaklarına sahiptir. Bu kaynaklar ise:
 
 
2. Terör Örgütlerinin Başlıca Gelir Kaynakları:
 
a. Yandaş Devlet Yardımı:
 
Özellikle 1980'li yıllarda devletlerin terör örgütlerine nakdi yardımda bulunma imkanı kaybolmuştur. Bunun yerini ayni yardım almıştır. Ancak dünyanın yeniden yapılanması ve ekonomik zorluklar bu ayni yardım miktarını da yıldan yıla azaltmaktadır.Bu sebeple günümüzde, terör örgütlerine yapılan yandaş devlet yardımı; daha çok, topraklarında barınmasına ve faaliyet göstemesine göz yumma, eğitimine katkı şekline dönüşmektedir.
 
 
b. Soygun ve Gasp:

Küçük örgütlerin veya başlangıç için gerekli paranın bulunması amacıyla kullanılan bir finans kaynağı yoludur. Ancak, büyük finans kuruluşlarının kurduğu güvenlik sistemleri, alınan polisiye tedbirler bu şekilde devamlı ve önemli boyutta bir gelir kaynağı oluşturulmasını engellemektedir.
 
 
c. Haraç Toplama:
 
"Haraç", örgütle ilgisi olan veya olmayan kişi ve kuruluşların terör örgütlerince belirlenen parayı tehdit, korkutma veya baskı yöntemlerine boyun eğerek ödemeleridir. Ödeme parayla veya malla olabilir.Haraç toplama; koruma, zarar veme, korkutma, adam kaçırma, bir suçu veya durumu yetkili mercilere bildirme tehdidi şeklindeki metotlarla gerçekleştirilebilir. Nitekim yandaşlarının katkısı veya örgüte karşı olanların can ve iş güvenliği ile korkutulması, kaçak çalışan işçilerin polise bildirilmemesi veya polisten korunması karşılığı gelirinden pay alınması bilinen, yaygın usullerdir.Bu kaynak, özellikle terör örgütü PKK açısından önemli bir gelirdir.
 
 
d. Sahtecilik:

Paranın gerçeğine ulaşılmasındaki en kısa yol sahte para basıp, gerçeği ile değiştirmektir. Günümüzün baskı teknolojisi, ihtiyaç duyulan her türlü baskı araç, gereç ve malzemesinin kolaylıkla bulunabilmesi örgütleri sahtecilikte ileri seviyeye çıkarmıştır. Ayrıca adam kaçırma amacıyla düzenlenen sahte pasaport veya sahte vizeler yoluyla alınan komisyonlar ve sınırda teslim organizasyonları karşılığı alınan paralarla da kaynak oluşturulmaktadır. Sahtecilik önemli bir gelir sağlamakla birlikte tedavülden rahatsız olan kitle çok olduğu için yakalanma riski yüksektir. Bu sebeple sürekli bir gelir olarak düşünülmese de kısa vadeli sıcak para için uygun görülmektedir.e. Uyuşturucu Ticareti:Geliri yüksek, nakliyesi kolay, alıcısı bol, tedavüldeki değerli para karşılığı takası mümkün, üretimi zahmetsiz, pazarlama ağı kolay kurulabilen bir mal olan uyuşturucu önemli bir gelir kaynağıdır. Bir önceki ticaretin riski bir sonraki ticaret ile yok edilebilir. Uyuşturucu ticareti, terör örgütü PKK'nın varlığını koruyabilmek maksadıyla yaptığı harcamaların parasal karşılığını sağlayan en önemli gelir kaynağıdır.__-----pkkgerçeği.net ten alıntıdır....
.

Kayıkçı Kavgası

AKP iktidarı ile Doğan Grubu arasındaki kayıkçı kavgasını gülerek, neşemizi bularak izliyoruz! Evet, bunun adı dostlar alışverişte görsün misali, kayıkçı kavgasıdır. Yarın öbürgün biter, unutulur gider, Doğan Medya Grubu AKP iktidarına destek vermeyi, yıllardır olduğu gibi aynen sürdürür.

Bu olaya şimdi kapışmış görünen iki taraf açısından bakmakta yarar görürüm.

1 - AKP iktidarı ve Recep Tayyip açısından: Bunlar 2002 yılında iktidar olduktan sonra, Doğan Grubu'nun inanılmaz desteğini gördüler. Ucuz döviz gerçeği, AB masalları, özelleştirme beklentileri vesaire!..AKP iktidarı en büyük desteği onlardan gördü. (Yüreklice eleştiri yazabilen az sayıdaki köşe yazarı arkadaşımı tenzih ederim.)

Recep Bey mantığını ve belleğini herhalde yitirmedi. Doğan Grubu gazete ve televizyonlarının günümüz dahil geçmişte yaptığı yayınlara bir kez daha baksın. Kendisine ve iktidarına nasıl övgüler düzüldüğünü, nasıl göklere çıkarıldığını, hoşuna gitmeyecek haberlerin nasıl hasıraltı edilip çöpe atıldığını, “Aman üzerimize gelmesinler” anlayışıyla özellikle kendisi, Maliye Bakanı ve TMSF için nasıl dokunulmazlık sağladıklarını anımsasın.

Burada kendisine düşen görev, yatıp kalkıp Aydın Doğan ve Ertuğrul Özkök başta olmak üzere hepsine, son 5.5 yıl için dua ve teşekkür etmektir. Böyle bir ballı börek Türkiye'de hiçbir iktidara nasip olmamıştır.

Şimdi kalkmış Doğan Grubu ile horoz dövüşü yapıyor, ağız dalaşına giriyor. Çok ayıp, çok!..O grup sıkmabaş tantanası bitince yine övgüler düzmeye başlayacak, devran yine eski devran olacak. Niçin?..Çünkü değil Doğan Grubu, hiçbir güç şu andaki tek parti iktidarını sürekli karşısına alamaz. O medya gruplarının bütün ipleri iktidarın elinde. İki yasa çıkarır, POAŞ olayında olduğu gibi üzerlerine birkaç müfettiş gönderir ve karşı tarafı yere serer.

O nedenle, Recep Tayyip fazla heyecanlanmasın. Beş yılı aşkın süredir ilk kez Doğan Grubu ve Hürriyet kendisine karşı bir çıkış yaptı, onları hoşgörsün! Hiç kuşkusu olmasın, bu çıkış en kısa sürede sona erecek ve göstermelik muhalefet sona erecektir.

X X X

2- Doğan Grubu ve Hürriyet açısından: Hürriyet'te iken Ertuğrul Özkök isimli arkadaş bana sürekli bastırırdı: “Aman hükümetin üzerine fazla gitme, zor durumda kalırız.” Yazılarım bu doğrultuda makaslanırdı. “Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi” kitabımda bunları ayrıntılı olarak anlattım. Ben hırsızlıktan, yolsuzluktan, ahlaksızlıktan kovulmadım.

Ama bütün Hürriyet çalışanları –köşe yazarları dahil- bunların tutumunu eleştirdikçe, Ertuğrul şu eklemeyi de yapıp ağızlara bir tutam bal çalardı: “Merak etmeyin beyler, biz günün birinde bunlarla mutlaka papaz olacağız!”

Eğer şimdi papaz oluyorlarsa, çok geç kaldılar. Atı alan Üsküdar'ı geçti.

Bu iktidara 5.5 yıldan beri amansız destek verdiler. İktidarın hoşuna gitmeyecek haberleri kullanmadılar. Hürriyet'in ekonomi sayfalarına bakınız. Sürekli pembe tablolar çizilir, övgüler düzülür. Birinci sayfa –eğer magazin değilse- yine öyledir. Korku dağları bürümüştür.

Adam gibi bir manşeti ben Hürriyet'te –AKP döneminde- sadece bir kez gördüm. Ulaştırma Bakanı bir gezide. Bakan dahil bütün erkekler topluca bir masada oturmuşlar...Ve yandaki masada Bakan Bey'in sıkmabaşlı karısı tek başına, gariban bir biçimde oturuyor. Bu fotoğraf bir mucize eseri olarak manşetten yayınlandığı gün Ertuğrul'u arayıp kutladım. “İşte gazetecilik budur, ellerine sağlık” dedim. Ne yazık ki ikinci kez kutlama durumum olmadı!

Üniversitede sıkmabaş konusunda olacakları bundan tam üç yıl önce, 8 Şubat 2005 tarihinde aynen görmüş ve yazmıştım. İsteyen arşive girip okuyabilir. Ben onları yazarken, şimdi birdenbire sıkmabaş karşıtı (!) kesiliveren Ertuğrul Özkök yazılarında “türban üniversitelerde serbest olmalıdır” diye ve ısrarla yazıyordu. Aynı fikrini Meclis Komisyonu önünde de söylüyordu. İnanmayan açsın Komisyon tutanaklarını okusun.

Peki şimdi ne oldu da bunlar kapıştı? Bu kayıkçı kavgasının nedenleri nedir? Üniversitede türbanın serbest bırakılmasını yıllardır savunan Ertuğrul niçin bir anda döndü?

Bunun birkaç nedeni olabilir.

Doğan Grubu hidayete erdi!..Çünkü okurlarından gazetelerine, izleyicilerinden televizyon kanallarına korkunç baskı ve tepki geliyor. CNN-Türk, Taha Akyol'un yönetiminde adeta bir iktidar televizyonu oldu. Hürriyet AKP'nin yayın organına dönüştü.

Bunlar, özellikle Hürriyet'in okuyucu yapısının farkında değillerdi. Ya da farkındaydılar ama başka hesaplar yüzünden AKP iktidarına bu inanılmaz desteği veriyorlardı. Doğan Grubu Türk milletinden inanılmaz tepki alıyordu.

“Siz bu olanları görmüyor musunuz, siz neredesiniz, bu gidişe niçin karşı çıkmıyorsunuz” doğrultusunda binlerce mesaj yağıyordu. Doğan Grubu'nun patronu ve üst yönetimi protesto ediliyordu. Ertuğrul gazeteyi protesto eden Atatürkçü, laik, çağdaş kitleleri yazılarında “azgın azınlık” olarak tanımlamaktan çekinmiyordu. Tepkilere verecek yanıtları yoktu.

Üstelik Hürriyet'in satışı giderek azalıyordu. Son rakamlara göre 499 bin'e düştü. İşte bu ortamda oturup karar verdiler:

“Artık dönelim, biraz dişimizi gösterelim! Ama sadece sıkmabaşta! Böylece yeniden saygınlık (!) kazanalım, hem de satışımız artsın.”

Ve döndüler.

Ben Recep Tayyip'in yerinde olsam, şimdi onlarla kapışmak yerine Ertuğrul'a sorarım:

“Arkadaş yıllarca üniversitede türbanın serbest bırakılmasını savunan, bunu üç gün önce bile yazan sen değil miydin? Yoksa senin yazılarını sen uyurken başkaları mı yazıyor? İstedin, biz de senin isteğini yerine getirdik, serbest bıraktık.”

AKP iktidarı kamuoyunda güç yitiriyor. Doğan Grubu bunu gördü ve sıkmabaştan üzerlerine gitmeye başladı. Ama geç kaldılar. Çok geç.

Mertliğe yakışan, gücünün zirvesinde olanla kapışmaktır. Güçlü iken destek vermek, inişe geçince efelenmek kolaydır ve bunların yaptığı da budur.

“Efendim biz iktidarı her konuda destekleriz ama türbanda karşı çıkarız!”

Günaydın! Bu nasıl gazetecilik anlayışıdır? Nasıl yurtseverliktir? Bunların kim olduğunu, amaçlarının ne olduğunu koskoca Doğan Grubu olarak siz bilmiyor muydunuz? Yeni mi öğreniyorsunuz?

Fakat tekrar rica ediyorum, Recep Tayyip hiç endişe etmesin! Biz balık hafızalı toplumuz. Bu konu da yakında unutulur. Taaa ki sıkmabaşın bütün kamu kurumları, liseler ve ilköğretim okullarında da serbest kılınması gündeme gelene kadar Doğan Grubu ile yeniden el ele, kol kola verir ve onların her konuda desteğini almaya devam eder. Biz bu medyada ne atraksiyonlar, ne kıvırtmalar, ne cambazlar gördük.

Bay Başbakan Doğan Grubu'nun hakkını sakın inkar etmesin, günaha girip çarpılır. Makam koltuğunda rahatça oturuyorsa, bugüne kadar dikensiz gül bahçesinde yaratılan yapay pembe cennetlerde yaşatıldıysa, iktidarının üzerine gelinmediyse, bunu ilk sırada Aydın Doğan-Ertuğrul Özkök ikilisine borçludur. Şimdi kürsülerden bindireceğine, yatıp kalkıp onlara dua ve teşekkür etsin.//emin çölaşan yazısıdır

.

50- 30 TRILYONLUK BUGDAY VURGUNU DOSYASI

Sirketler Toprak Mahsülleri Ofisi'nden (TMO) 140 bin liraya ihracaat yapmak kaydiyla, aldiklari 10 bin ton bugdayi ortalama 300 bin lira fiyatla iç piyasaya sürdüler.Trilyonluk vurgunda, Toprak Mahsülleri Genel Müdür Vekili Ismail Kemaloglu ise, sirketlerin haksiz kazanç saglamasini "ihraç etmek için ucuza alinan bugdaylarla sirketler, istedigini yapabilir" diye savundu. TMO, Kirsehir Kaman, Adapazari, Konya, Bolu, Ankara, Aksaray'da Dahilde Isleme Izin Belgesi (DIIB) kapsaminda, yani ihracaat yapilmasi kaydiyla piyasanin yari fiyatina, bazi özel sirketlere bugday satti. Un yaparak ihraç etme sözüyle, bugdaylari ucuza alan sirketler, bugdaylari iç piyasada satti. Bu kapsamda, Ocak-Subat aylari içinde, Kirsehir Kaman'da TMO tarafindan, Satislar Emirler Gida Sanayi, Kismet Un Sanayi ve Fatoglu firmasina toplam
10 bin ton bugday satildi.TMO bugdaylari, üreticiden 290-390 bin lira arasinda almisti. Ancak, söz konusu firmalar, ihracaat sözü verdigi için bugdaylarin kilosu için yaklasik 140 bin lira ödedi. Ihracaat taahhüdünde bulunan firmalarin, kisa bir süre sonra bugdaylarin büyük bir kismini iç piyasada sattigi ileri sürüldü. Kirsehir ve Mucur civarinda, sirketlerin ihracaat yapmak için aldiklari bugdaylari sattiklarinin ortaya çikmasinin ardindan, Kirsehir Kaman Ziraat Odasi Baskani Selami Kayhan durumu önce Kaman'daki TMO ajansi ile görüstü, ancak buradaki yetkililer emrin TMO Genel Müdürlügü'nden geldigini belirttiler. Durumu Tarim Bakani'na ve TMO Genel Müdürlügü'ndeki yetkililere aktaran Kayhan'a, TMO Genel Müdür Vekili Ismail Kemaloglu imzasi ile bir bilgi notu gönderildi.bilgi notu, Iç Ticaret Sube Müdürü Halit Tekin, Ticaret Daire Baskani Faruk Mortas imzali üst yazi ile gönderildi. Yazida, TMO'nun Kaman'da DIIB kapsaminda 10 bin tonluk bugday satisi yaptigi, bu bugdayi ise Satislar Emirler, Kismet ve Fatoglu firmalarinin aldigi ifade edildi. Yazida, "Firmalar zaman zaman piyasadan mevcut fiyatlarla aldiklari bugdayi isleyerek, un ihraç etmektedirler. Bu firmalar, DIIB kapsaminda ihraç ettikleri un karsiliginda, hak ettikleri bugdayi TMO'dan aldiklarinda, tekrar un ihracaati söz konusu degil ise aldiklari bu bugdaylari istedikleri sekilde degerlendirme imkanina sahiptirler" denildi. Yazida, ucuza alinan bu bugdaylarin ülke içinde satilmasinda bir sakinca olmadigi ifade edildi. Yazida, "sistem içerisinde bu uygulama zaman zaman yapilmakta olup, firmalarin ne sekilde hareket edecekleri firmalarin tercihidir" denilerek, TMO'nun konu ile ilgisinin sadece firmalara DIIB kapsaminda bugday satisindan ibaret oldugu ifade edildi. Kaman Ziraat Odasi Baskani Selami Kayhan, TMO'nun bu bugdaylari
360-390 bin lira arasinda bir fiyatla üreticiden aldigini dile getirerek, bu bugdaylarin zararina sirketlere satilip, devletin zarara ugratildigini belirtti. Kaman'da devletin zararinin 30 trilyon lirayi buldugunu ve üreticinin emeginin sirketlere peskes çekildigini dile getiren Kayhan, yasananlarin dünyada bir örneginin daha olmadigini söyledi. NOT: Konu ile ilgili kamuoyunu tatmin edici bir açiklama yapilmamistir.

ILAHI BIR TESADÜF!

51- ERZURUM'DA PASINLER SIGARA FABRIKASI VE ARAZISI OLAYI

Erzurum'un Pasinler Ilçesi'ne bagli Cögender Köyü'nde, trilyonlar harcandiktan sonra yarim birakilan Pasinler Sigara Fabrikasi ve arazilerinin, usulsüz olarak MÜSIAD Üyeleri'nden kuruldugu söylenilen bir sirkete verildigi iddia edilmektedir. 27 yili askin süredir ekilip, biçilemeyen 1000 dönümden fazla fabrika arazisine organik tohum üretimi yapmak için bir araya gelerek, Cögender A.S.'yi kuran köylüler, araziyi satin almak, kiralamak, tahsis yapilmasini saglamak için ilgili makamlara ve Özellestirme Idaresi'ne 2003 yilindan bu yana 7 kez basvurmuslar. Buna karsilik söz konusu fabrika ve arazileri ortaklari MÜSIAD üyesi oldugu ileri sürülen EGES A.S.'ye bedelsiz olarak verildigi ileri sürülmüstür. Ve konuyla ilgili 9 Mayis'ta Günes Gazetesi'nde bir ilan yayinlatmislar. Ilanda "Arazisi köyümüze ait iken, yöre insanindan 400 kisi çalistirilacak vaadiyle, degerinin altinda istimlak edilen Pasinler Sigara Fabrikasi, hayata geçirilemedi. Atil kalan arazide AÜ Ziraat Fakültesi'nin görüsleri dogrultusunda organik tohum üretmek için köy halki, Çögender A.S.'yi kurdu. Araziyi satin almak, kiralamak ve tahsis kapsami dahilinde isletmek üzere ilgili bütün makamlara ve Bakanliklara müracaat ettik. Yedi resmi müracaatimiza ragmen bize menfi veya müsbet cevap vermeyenler, 4 ay önce kurulan ve isminin önünde "MÜ" olan SIAD'in bir ay önce kurdugu EGES A.S.'ye bedelsiz olarak peskes çekmekte,katkilarindan dolayi; Saglik Bakani Recep Akdag'i, Maliye Bakani Kemal Unakitan'i, Tarim Bakani Sami Güçlü'yü Milletvekilleri Ömer Özyilmaz, Mustafa Ilicali, Muzaffer Gülyurt'u, Vali Celalettin Güvenç'i ve MÜSIAD Erzurum Subesi'ni kiniyoruz" demislerdir.

NOT: Erzurum Valisi, arazinin karsiliksiz, içindeki binalarin ise kira karsiliginda EGES'e verilecegini açiklamistir. Konu ile ilgili baskaca bir sorusturma söz konusu degildir.

ILAHI BIR TESADÜF!

52- ISTANBUL IL SAGLIK MÜDÜRLÜGÜ'NDEKI 750 MILYARLIK USULSÜZLÜK OLAYI

Istanbul Il Saglik Müdür Yardimcisi'nin, Saglik ocagi yaptiracagim diye usulsüz olarak 750 milyar para topladigi ve sonra bu parayla alinan malzemeleri sattigi ileri sürülmektedir. Saglik ocaklarindan sorumlu Istanbul Il Saglik Müdür Yardimcisi Dr. Celal Sahin hakkinda, Güngören'de, Akincilar Saglik Ocagi'ni yaptirmak için çesitli sirketlerden makbuz karsiligi para topladigi, elde edilen miktardan kalan 750 milyar liralik tibbi malzeme ve insaat malzemesini gazete ilani ile satisa çikardigi iddiasiyla sorusturma baslatildi. Saglik ocagi yanina, kayinbiraderi eczane açan Dr. Sahin, makbuzlarin sahte, imzasinin da taklit oldugunu öne sürerek, "Bunlari Istanbul disina, rüsvet aldiklari için sürdügüm iki teknisyen yapiyor. Akinci Saglik Ocagi'nin yerinde market vardi, marketi saglik ocagi ve eczaneye dönüstürdük. Esnaftan 30-40 milyar lira bagis topladim. Bagisçilarin ismini de pirinçten bir plakayla, Saglik Ocagi'nin girisine astim. Diger makbuzlardaki imzalar bana ait degil, sahte" dedi. Saglik Müdürlügü'nde memurluk yapmaya maddi olarak ihtiyaci olmadigini öne süren Dr. Sahin, "Benim Sentez Temizlik sirketim, Medihan medikal malzeme firmam, Zeytinburnu'nda bir poliklinigim vardi. Bu islerimi devrettim. Ben bu görevde isteyerek durmuyorum. Temizlik Ihale Komisyonu Baskaniyim. Istesem çatir çatir ihale alirim. Bir ihale 3-4 trilyon lira, ama almiyorum" diye konustu.

NOT: Konu ile ilgili sorusturmanin sürdügü ifade ediliyor.

ILAHI BIR TESADÜF!

53- ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIGI BÜROKRATLARININ IHALE KAZANAN FIRMA TARAFINDAN AGIRLANMASI OLAYI

Çevre ve Orman Bakanligi Müstesar Yardimcisi Bünyamin Kara ve Devlet Meteoroloji Isleri Genel Müdürü Adnan Ünal, Bakanligin ihalelerine giren VAISALA firmasi tarafindan, Firlandiya'da agirlandiklari ve bütün faturalarin söz konusu firma tarafindan ödendigi ifade edilmektedir. 6-10 Haziran 2004 yilinda Firlandiya'da agirlanan söz konusu bürokratlarin tüm harcamalarinin, Bakanliktan çok sayida ihale alan VAISALA firmasi tarafindan ödendigi, daha sonra konu kamuoyuna intikal edince de, sözkonusu bürokratlarin, söz konusu firmaya bu paralari geri ödedikleri ileri sürülmektedir. Yine bir baska iddia, açilan bir ihalenin iptal edilmesi ile ilgilidir; "Çevre ve Orman Bakanligi, Devlet Meteoroloji Isleri Genel Müdürlügü (DMI) 10 adet havaalanda Otomatik Meteoroloji sistemi satin almak üzere, Agustos 2004'te ihale açar. Bu ihale için 4 Ekim 2004 tarihinde VAISALA firmasi ile 1.674.590 Euro bedel karsiligi sözlesme imzalanmis. DMI yine 2004'te 76 adet Otomatik meteoroloji istasyonu için ihale açilmis. Bu ihaleye üç firma katilmis. Jinyang firmasi 1.631.066 ABD Dolari, Elite firmasi 1.820.000 ABD Dolari, Vaisala firmasi 2.376.360 ABD Dolari teklif vermis. Bu ihaleyi en yüksek fiyati verdigi için VAISALA alamaz. Bunun üzerine "Ödenek yetmedi, fiyatlar biraz pahali" gibi gerekçelerle, ihale tamamen iptal edilir.

NOT: Konu ile ilgili kamuoyunu tatmin edici bir açiklama yapilmamistir.

ILAHI BIR TESADÜF!

54- TOKI'DE MILLETVEKILI AYRICALIKLARI KONUSU

Cumhurbaskanligi Devlet Denetleme Kurulu, TOKI'de usulsüzlükler saptadi. Cumhurbaskanligi DDK müfettisleri Toplu Konut Idaresi'nde gerçeklestirdikleri denetimlerin sonuçlarini raporlastirdilar. Rapora göre,
26 Eylül 2003 günlü 1059 sayili Baskanlik onayiyla, Bilkent 3'ncü Etap, C3 ve C4 Blok konutlarinin açik satis yöntemiyle satisa çikarilmasina karar verildi. Açik satis, ilk gelenin konutu almasi biçiminde uygulaniyor. Satisi ilan edilen lüks konutlarla ilgili olarak milletvekillerinin giristigi usulsüzlük rapora söyle yansidi: "Satisi ilan edilen konutlarla ilgili olarak "bir grup milletvekili adina" bir milletvekili, 8 Ekim 2003 tarihli bir dilekçeyle Idareye basvurarak, C1,C2,C3 ve C4 tipi konutlardan 19'unun "blok satis" yöntemiyle <

.

« Önceki ::